Meme kanserinde yaş, genetik yapı ve aile öyküsünün yanı sıra metabolik sağlık da önemli risk başlıkları arasında yer alıyor. İnsülin direnci, yüksek insülin düzeyleri, fazla kilo ve abdominal yağlanmanın hastalıkla ilişkili olabileceğine dikkat çekiliyor. Uzmanlar, erken tanı taramalarının yanında metabolik değerlerin de düzenli takip edilmesi gerektiğini vurguluyor.
FARKINDALIK SADECE MEME KONTROLLERİYLE SINIRLI DEĞİL
Meme kanserinde erken teşhis büyük önem taşırken, farkındalığın yalnızca meme kontrolleri ve tarama programlarıyla sınırlandırılmaması gerektiği ifade ediliyor. Kadınların genel sağlık durumları ile metabolik risklerini de düzenli olarak değerlendirmeleri öneriliyor.
Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Sinan Tanyolaç, fazla kilo, karın bölgesinde yağlanma, fiziksel hareketsizlik ve metabolik bozuklukların yalnızca diyabet ve kalp-damar hastalıkları açısından değil, bazı kanser türleri açısından da önemli olabileceğine dikkat çekiyor.
Bilimsel değerlendirmeler de metabolik açıdan sağlıksız obezite ile özellikle menopoz sonrası meme kanseri arasında ilişki bulunabileceğini ortaya koyuyor.
SAĞLIKLI YAŞAM ALIŞKANLIKLARI ÖNEM TAŞIYOR
İnsülin direncinin kontrol altına alınmasında yaşam tarzı değişiklikleri önemli bir yer tutuyor.
Düzenli fiziksel aktivite, dengeli beslenme, yeterli uyku ve sağlıklı vücut ağırlığının korunması metabolik sağlığın desteklenmesine yardımcı oluyor.
Aerobik egzersizlerle direnç egzersizlerinin birlikte uygulanması, insülin duyarlılığının artırılmasına katkı sağlayabiliyor.
Sebze, meyve, tam tahıllar, baklagiller, balık ve sağlıklı yağların öne çıktığı bir beslenme düzeni önerilirken, rafine şeker ve aşırı işlenmiş gıdaların tüketiminin sınırlandırılması gerektiği belirtiliyor.
Kilo fazlası bulunan kişilerde sürdürülebilir şekilde sağlanan kilo kaybı da insülin duyarlılığı başta olmak üzere birçok metabolik göstergenin iyileşmesine katkı sağlayabiliyor.